ALLAH'IN CELAL İSİMLERİ
- 25 Şub 2025
- 5 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 15 Mar 2025

Mutasavvıflar Allah’ın isim ve sıfatlarını celal ve cemâl olmak üzere ikiye ayırır ve iki türlü zuhur ve tecelliden bahsederler.
Allah’ın kahr ve gazabına delâlet eden isim ve sıfatlarını celâl, lutuf ve rızâsına delâlet eden isim ve sıfatlarını da cemâl tabiriyle ifade ederler.
Kâşânî celâli, Hakk’ın mahiyetinin bilinemeyecek bir şekilde izzet perdesiyle gizli kalması, zâtını kendinden başka kimsenin bilmemesi ve görmemesi şeklinde tarif eder.
Perdelenme ve izzet celâlin özelliği olduğundan celâlde Hak açısından yücelik ve kahhâriyet, kul açısından boyun eğme ve heybet hissetme söz konusudur.
Bu tür isim ve sıfatlara sahip olması itibariyle Allah’a celîl ismi verilmiştir.
Celâl Allah’ın en yüksek seviyede ululuğunu ifade eder; bu anlamdaki celâlin Allah’tan başka hiçbir kimse tarafından bilinmesi mümkün olmadığından celâl ile ilgili açıklamalardan sadece cemâl (ilâhî güzellik) ve bu cemâlin celâli (celâlü’l-cemâl) yani güzelliğin aşkınlığı anlaşılır.
Akıl Allah’ın mutlak celâlini kavrayamadığından (İbnü’l-Arabî, Kitâbü’l-Celâl ve’l-cemâl, s. 2) celâl denilince mutlak değil izâfî celâl yani cemâlin celâli anlaşılmalıdır.
Fahreddin er-Râzî celâl kelimesinin Allah’ın selbî sıfatlarına (Kelime olarak zati Allah'ın zatına has bir durumu ifade ederken, selbi kelimesi de "eksik ve kusuru yok etme" manasına gelir) delâlet ettiğini söyler (Mefâtîḥu’l-ġayb, VIII, 25, 52).
Abdülkerîm el-Cîlî, Allah’ın celâlinin genelde O’nun yüce vasıflarını ve güzel isimlerini, özel olarak da lutuf ve kerem türünden vasıflarını ifade ettiğini söyler. Celâl ile cemâl sıfatları arasında bir yönüyle ilkine, diğer yönüyle ikincisine benzeyen Rab ve Rahmân gibi sıfatlar da vardır (el-İnsânü’l-kâmil, I, 75).
İbnü’d-Debbâğ Allah’ın sıfatlarını celâl, cemâl ve kemâl olmak üzere üçe ayırır. Eğer Hak bir kimseye ihsan, lutuf, rahmet, iyilik, yakınlık, rızâ ve nûrâniyet, sevgi ve kerem gibi sıfatlarıyla tecelli ederse o kimse cemâl sıfatlarını temaşa halinde bulunur; izzet, kibriyâ, kahr, cebr, gazab ve kudret gibi heybet ve azamet sıfatlarıyla tecelli ederse bu tecelliye mazhar olan kişi celâl sıfatlarını temaşa eder. İlim, kudret, halk ve kayyûmiyyet gibi Allah’a mahsus sıfatları seven ve kâmil mârifete özlem duyan bir kimse kemâl sıfatlarını temaşa halinde bulunur.
Cemâl sıfatı neşelenme, celâl sıfatı fâni olma, kemâl sıfatı sevme sonucunu verir.
Celâl sıfatları sâlik üzerinde heybet, cemâl sıfatları üns tesiri meydana getirir. Celâlin sonucu korkma, sıkılma ve üzülme, cemâlin sonucu ümitlenme, rahatlama ve sevinmedir.

İbnü’l-Arabî Kur’an’dan verdiği örneklerle âlemdeki her şeyin celâl ve cemâle bağlı olarak bir mütekabiliyet içinde olduğunu göstermeye çalışmıştır.
Meselâ, “Allah’ın azabı şiddetlidir” âyeti (el-Bakara 2/165, 196, 211) celâli, “Allah tövbeleri kabul eder” âyeti ise (eş-Şûrâ 42/25) cemâli ifade eder.
“Allah’tan gereği gibi korkun” (Âl-i İmrân 3/50) celâl, “Gücünüz yettiğince Allah’tan korkun” (et-Tegābün 64/16) cemâl içinde mütalaa edilir.
“Allah’ın iki eli”nden (bk. el-Mâide 5/64) maksat da budur; Allah her şeyi bu “iki el” ile yani celâl ve cemâl ile yapar.
Kâmil insanlarla velîler Allah’ın celâl ve cemâl tecellilerini aynı derecede gönül rahatlığıyla karşılar, “Lutfun da hoş, kahrın da hoş” der, tam bir rızâ ve teslimiyet hali içinde bulunurlar.
Zira bunların ikisi de aynı kaynaktan ve özden gelir, zât mertebesinde hepsi birdir.
Mutasavvıflar genellikle insanların karakterlerini celâl ve cemâl tecellilerinden aldıkları nasip miktarıyla açıklamışlardır.
Celâl sıfatlarının tecellisine mazhar olan kişiler celâdetli ve heybetli olduğundan böylelerine “abdülcelîl”, cemâl sıfatlarının tecellisine mazhar olan halim selim kişilere de “abdülcemâl” denilmiş, ilkine Hz. Ömer, ikincisine Hz. Ebû Bekir örnek gösterilmiştir. (1)
Allah, Celil, Aziz, Azim, Kahhar, Müntakim, Cebbar, Kuddus, Kadim, Kayyum, Fert, Mümit, Hakem, Adl, Halık, Bari, Fatır, Deyyan gibi isimler celallî isimlerdir.
Bu manalar doğrultusunda başka isimleri bulabilirsiniz.
Fakat tekrar edelim ki, sıfatlar iç içedir. Allah’ın azametinde şefkat, heybetinde hilm/yumuşaklık, izzetinde merhamet vardır. Kişilere göre de tecelliler farklı algılanır. Kimi, kahrından korkar, kimi de şefkatini suistimal etmekten titrer. (2)
Yine başka bir kaynakta Allah'ın celali isimleri şöyle geçmektedir.
Celîl, Azîz, Cebbar, Mütekebbir, Kahhar, Azim, Mümit, Müzill, Müntakim, Müteal, Kebir (3)

ERBAİN-İ İDRİSİYYE KİTABINDA YER ALAN CELALİ İSMİ ŞERİFLER
2.: Yâ İlâhel-âlihetir-rafîa celâluhû. Yâ İlâh. - “Ey celali yüce olan, batıl ilahların gerçek ilahı Ya İlah!”
(Hz. Süleyman’a indirilmiştir/Celali)
Hz. Süleyman “Ey Rabbim, beni bağışla ve bana benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk bağışla” (S’ad Suresi:35) diye dua ettiği zaman Allah’u Teala bu ismi şerifi indirmiştir. Allah’ı Teala, Hz. Süleyman’ı insanları, cinleri ve şeytanları bu ismi şerifin bereketiyle müsahhar kılmıştır (egemenliği/hakimiyeti altına aldırmıştır).
3.: Yâ Allâhul-mahmûdü fî külli fiâlihî. Yâ Allâh. - “Ey bütün işlerinde hamdolunmaya layık olan Allah! Ya Allah!”
(Hz. Nuh’a indirilmiştir. /Celali)
Ayrıca kutupların ve seçkin velilerin virdi olduğu yazmaktadır. Celali ismi şeriftir çünkü Mevla’nın öz varlığının ismidir.
7.: Yâ Vâhidül-bâqî evvelu külli şey in ve âhirah. Yâ Vâhid. “Ey bir olan, her şeyin başında ve sonunda mevcut ve baği olan! Ya Vahid”
(Hz. Davud’a indirilmiştir/Celali)
Hz. Davud bu ismi şerifin bereketiyle demirleri yumuşatmıştır.
18.: Yâ Deyyânel-ibâdi küllün yeqûmu hâdıan lirahbetihî ve rağbetih. Yâ Deyyân. “Ey kullara karşılıklarını veren Zat ki herkes O’nun korkusuyla ve O’ndan beklentisiyle boynu bükük halde kabrinden kalkacaktır. Ya Deyyan!”
(Bir peygamberin adı geçmiyor/Celali)
19.: Yâ Hâliqa men fissemâvâti vel ardı ve küllün ileyhi meâdüh. Yâ Hâliq. “Ey göklerde ve yerlerde ne varsa hepsini yaratan! Her şeyin dönüşü yine ancak Kendisine olan! Yâ Hâlık!”
(Peygamber Efendimiz’e indirilmiştir/Celali)
Peygamber efendimiz mübarek eliyle kırk hurma çekirdeği alıp hepsini ekmiş, sadece bir tanesini Hz. Ali ekmiştir. 39 çekirdeğin hepsi hurma ağacı olarak yetişip aynı sene (erkenden) meyve vermiş, ancak Hz. Ali’nin diktiği çekirdek diğer ağaçlar gibi zamanı geldiğinde yetişmiştir ki bütün bunlar Resulüllah’ın çekirdekleri ekerken bu ismi şerifi okuması bereketiyle meydana gelmiştir.
20.: Yâ Rahîme külli sarîhin ve mekrûbin ve ğıyâsehû ve meâzeh. Yâ Rahîm. “Ey her dara düşüp feryad edene ve her sıkıntılıya acıyan, herkesin mededi ve sığınağı olan! Ya Rahim!”
(Hz. Musa’ya indirilmiştir/Celali)
Allahu Teala bu ismi şerifi Musa a.s’a indirmiş ve bunu kardeşi Harun a.s’a öğretmesini emretmiştir. Harun a.s da bu ismi şerifi çok zikrettiğinden dolayı çok yumuşak huylu bir hale gelmiş, bu yüzden Beniisrail kendisine Musa a.s.’dan daha çok meyleder olmuştur.
Bu esma, velilerin, salihlerin ve manevi seyr-u süluk ehlinin zikridir.
27.: Yâ Azîzül-menîul-ğâlibu alâ emrihî felâ şey-e yuâdiluh. Yâ Azîz. “Ey istediği her işe gücü yeten, engellenemeyen güce sahip olan ve hiçbir şey Kendisine denk olmayan Zat! Ya Aziz!”
(Hz. Yusuf’a indirilmiştir/Celali)
Allahu Teala bu ismi şerifi Hz. Yusuf’a inzal buyurmuş, o mübarek peygamber de çektiği birçok sıkıntıdan sonra bu ismi şerifin bereketiyle Mısır Azizi olmuştur.
35.: Yâ Celîlül-mütekebbiru alâ külli şey in fel-adlü emruhû vessıdqu va'düh. Yâ Celîl. “Ey her şeye karşı büyüklük sahibi olup hükümleri adaletli, verdiği sözler de dosdoğru olan Yüce Zat! Ya Celil!”
(Peygamber Efendimiz’e indirilmiştir/Celali)
Bu ismi şerif Peygamber efendimize inzal buyurulmuş, Rasulü Zişan Efendimiz de bu ismi şerifin bereketiyle kavmi ve kabilesi içinde çok heybetli ve kendisine rağbet edilen birisi olmuştur.
Peygamber efendimiz bu ismi şerifi Hz. Ömer’e öğretmiştir, o da bu sayede çok heybet ve vakar sahibi olmuştur. Hatta bu ismi şerifin bereketiyle Resulullah Hz. Ömer’e “Ey Ömer! Nefsim canım kudret elinde olan Zat’a yemin ederim ki şeytan seninle hangi yolda karşılaşırsa, mutlaka senin yolundan başka bir yola girer” buyurmuştur. (Buhari, Bedül-halk:11)
38.: Yâ Azîmü zessenâil-fâhıri vel-izzi vel-mecdi vel-kibriyâi felâ yezillü izzüh.Yâ Azîm. “Ey kıymetli övgülere, izzete, ululuk ve yüceliğe sahip olan hiçbir zaman izzeti zillete uğramayan Büyük Zat! Ya Azim!”
(Hz. Lut’a indirilmiştir/Celali)
Hz. Lut bu ismi şerifin bereketiyle ahlak duygusundan çok uzak olan kavminin helak olmasıyla onlardan kurtulmuştur. (4)
Görüldüğü üzere yazımızda celali esmaları farklı kaynaklardan alıntılayarak koymuş bulunmaktayız. Umarız bu konuda sizi aydınlatabilmişizdir.
Ayrıca cemal esmalara bakmak için linki tıklayabilirsiniz. Cemal




Yorumlar