MANEVİ ARINMA ŞİFASI NEDİR?
- 15 Şub 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 Şub 2025

İnsanlar hastalık, yaşlılık, engellilik, doğal afetler, yoksunluk dönemleri ve hayat boyu yaşadığı travmalar başta olmak üzere hayatın özellikle zorlu süreçlerinde hem anlam arayışına girer hem de var olan hastalık ve sıkıntılarıyla ilgili bir şifalanma isterler.
İşte manevi arınma terapisi de; insanların böyle zorlu ve yıpratıcı dönemlerinde devreye girer.
Kişilerin; böyle dönemlerinde var olan sıkıntılarının asıl kaynağının tespit edilebildiği, hem psikolojik hem de üzerinde bulunan ruhsatlıların ruhsatlarının iptali ile var olan maddi/manevi sıkıntılarından Allah’ın izniyle kurtulabileceği bir yaşam biçimidir.
Bu farkındalık ile bilinçli olarak yapılan manevi arınma da bizler geçmiş günahlarımız ve hatalarımızdan arınmayı hedefleriz.

Çünkü yaptığımız her bir hata ve günah Efendimiz’ in hadisinde de söylediği gibi kalpte kara bir leke bıraktığı gibi bedenin çeşitli yerlerinde de marazlar bırakır.
Allah’tan aldığı müsaade ile bunu yapanda , her bir günah işlendiğinde tevbe etmeyen kulun bıraktığı açık kapıdan giren şeytandır.
Resulullah (sav) şöyle buyuruyor: “Bir kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir leke meydana gelir. Eğer o kul günahı terk edip bağışlanmayı dilerse, bu leke kaybolur. Şayet tövbe etmez ve günah işlemeye devam ederse, o zaman bu siyah nokta büyüyerek onun bütün kalbini kaplar. Kul tevbe ile af dilemezse de kişiyi küfre kadar götürebilir.”
Bu hadis-i şerifte belirtilen siyah lekelerin bütün kalbi kaplaması durumu ise Allah muhafaza küfür alametidir ki bu noktaya kadar gelen kişilerin kötü akıbetini yine Yüce Rabbimiz, bizlere şöyle haber verir: “Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.”
Yani bu hadis-i şeriften ve ayet-i kerimeden anlıyoruz ki, günah işledikçe kalpler kararır ve tövbe edilmezse de kişiyi küfre kadar götürebilir.
Zira kalbi kararan insana, yaptığı kötü şeyler bir zaman sonra normal görünmeye başlar. Günahı normal görmek ise insanı Allah’ın yasaklarını inkâr etmeye ve küfre kadar götürür ki bu halden Allah’a sığınırız.

Buradan da anlaşılacağı gibi günah işlemek insanı hem Rabbinden uzaklaştırır hem de maddi manevi sıkıntıları o kulun üzerine celb eder.
Kalbin kararmasının ilacı TEVBE olduğu gibi her hastalığın her sıkıntının ilacı da TEVBEDİR.
Bu imtihan dünyasında insanın başına her şey gelebilir; bazen itaat yolunu bazen masiyet yolunu tercih edebilir. İtaat yolunda kalp nurlanır, masiyet yolunda kirlenir.
Kirlenince tevbe etmek, tevbeye yönelmek gerekir ki kurtuluş buradadır.
Bu hususta Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Paslanan her şeyin bir cilası vardır. Kalbin cilası Estağfirullah demektir.”
Yani tevbe etmek, günahlardan, hatalardan dönüş yapmaktır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hiç günah işlemediği halde her gün tövbe istiğfar ediyordu. Bu bize örnektir ve siz de böyle yapın demektir.
“Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi” diyerek bu istiğfarı günlük en az 100’e tamamlamak bizler için çok önemli bir sünnettir.

İnsan günah işlediği zaman samimiyetle tövbe ederse Allah Teâlâ affeder. Bununla ilgili ayet de hadis de çoktur.
“Günahından tam olarak dönüp tevbe eden, onu hiç işlememiş gibidir.”
Lakin günahlar af olsa da kalpte günahın lekesi ve izi kalabilir.
Mesela, yaşlı birisinin kalbinde gençliğinde işlediği bazı günahların lekesi, kiri hala devam edebilir.
Bu yüzden kalpteki kirleri ve lekeleri temizlemek de çok önemlidir.
İslam’da önce kirlerden temizlenmek, sonra kalp marazları ve nefs hastalıklarından kurtulmak için çabalamak gibi bir öncelik söz konusudur.
Bir insan günahlarına tövbe etmiş olsa dahi, dünyada iken çektiği sıkıntılar, hastalıklar, çeşitli belalar, daha çok, günahlardan kaynaklanan kirler ve lekeler sebebiyle olabilir.
Kirlerden kurtulmadan cennete girilmez.
Manevi olarak yüksek makamlara da erişilmez.
Nitekim kabir azabının da mahşerdeki ve cehennemdeki azabın da sebebi daha çok bu kirler ve lekelerdir.
Bu nedenle akıllı insan bunları dünyada iken temizlemek için uğraşır.
Zira dünyada bunları temizlemek kolay fakat ahirette zordur.
Rabbimiz merhametinden kullarının cezasını, dünyada çektiği sıkıntılar, yaşadığı hastalıklar vs. ile bitirmek ister ki ahiret yurduna temiz gitsin.
İşte bir insanın günahı çok olur da dünyadaki ömrü ve çabaları bu zulmetten kurtulmaya yeterli gelmezse, bu kirlerden kabir azabıyla, o da yeterli gelmezse mahşer sıkıntılarıyla, o da yeterli gelmezse cehennem ateşiyle temizlenir. Neticede cennete insanlar tertemiz olarak girerler.
Zira cennet yurduna: “Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.” ayetinde de ifade edildiği gibi bütün kir ve zulmetten ve kötü huylardan temizlenmiş olarak girilecektir.
Eğer sizlerde manevi bir arınma yaşamak istiyorsanız "manevi arınma şifası" eğitimimiz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.



Yorumlar