BİYOENERJİ NEDİR? BU ENERJİ NEREDEDİR? VE NEREDEN SAĞLANIR?
- 8 Şub 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 21 Şub 2025

BİYOENERJİ NEDİR?
Canlıların yaşamsal faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi için gerekli olan enerjiye biyoenerji denir.
Biyoenerji Allah’ın Hayy ve Muhyi esmalarına bakan yönüyle “yaşam enerjisi, hayat enerjisi” demektir.
Allah’ın Hayy ve Muhyi isimleri; hayat veren, sonsuz hayat kaynağı, can veren anlamlarına gelmektedir.
İşte bu esmalar ile birlikte canlılardaki ve hatta tüm kainattaki, atomların içinde bulunan proton ve nötronların içindeki quark enerji parçacıkları titreşerek hareket ederler ve yaşamsal döngüleri gerçekleştirirler.
Dünyanın çeşitli ülkelerinde “prana”, “chi”, “evrensel enerji” şeklinde de adlandırılır.
PEKİ BU ENERJİ NEREDEDİR? VE NEREDEN SAĞLANIR?
İnsanın yapıtaşı olan hücrelerinin içinde atomlar vardır, atomların içinde ise proton ve nötronlar bulunur. Proton ve nötronların içinde ise quark denilen küçük enerji parçacıkları vardır.

Washington Eyalet Üniversitesi'nden farmakolog Prof. Steven M. Simasko'nun hesaplarına göre vücuttaki trilyonlarca hücrenin ürettiği elektrik toplanırsa elde edeceğimiz enerji, 40 watt'lık bir elektrik ampulünün aydınlatmasına denk bir enerjidir.
Bazı hücreler diğerlerinden daha fazla elektrik üretir. İnsanlar kelimenin tam anlamıyla elektriklenirler.
Her adımda, kas kasılmasında ve hücrelerimizdeki reaksiyonda vücudumuz enerji üretir.
Dinlenme halinde, insan vücudu ortalama 100 watt çıkış üretir.
Bu elektrik üretimi hareketlilikle birlikte birkaç dakika içinde 300-400 watt’a çıkarken koşma, spor aktiviteleri gibi anlık artış sağlayan hareketlilikle geçici olarak 2.000 watt’a kadar yükselebiliyor.
Ancak bu enerji çoğunlukla kalbin kanı pompalaması veya kasların esnekliğinin sağlanması gibi yaşam için gerekli temel ihtiyaçlar için kullanılıyor.
İşte insanın yaşamını sağlaması için gerekli enerjiyi sağlayan şey; atomların içinde bulunan quark enerji parçacıklarıdır.

Dolayısıyla sizlerin de anlamış olduğu gibi biyoenerji dediğimiz şey bütün insanlarda bulunmaktadır.
Önemli olan insan oğlunun kendinde var olan bu muhteşem hayat enerjisini sağlıklı ve dengede tutmasıdır.
Eğer bizler yediklerimiz içtiklerimiz, nefesimiz ve travmalarımızla birlikte duygu ve düşünce dünyamıza dikkat etmezsek enerjimizin dengesi bozulur.
Bunun neticesinde öncelikle ruhsal bedenimiz sonra zihinsel bedenimiz daha sonra duygusal ve eterik bedenimiz ve en sonunda ise fiziksel bedenimiz bozulur.
İnsanın sağlıklı bir hayat yaşayabilmesi için ruh, beden ve zihin sağlığının aynı anda iyi olması gerekmektedir.
Öfke, hırs, intikam vs. gibi duygularla aşırı çalışan çakralarımız kırgınlık, küskünlük, umutsuzluk veya hedefsizlik vs. gibi durumlarda az çalışarak dengeyi bozar.
O nedenle kendi duygu ve ruh dünyamıza bakarak bizler de çakralarımızın nasıl çalıştığını anlayabiliriz.
Eğer sürekli öfkeli, aceleci, mükemmeliyetçi ve baskın bir durum içerisinde isek muhtemelen çakralarımız olması gerekenden daha fazla çalışıyor demektir.
Çakralarımızın bu kadar yoğun çalışması ile beraber bedenimizde sürekli bir enerji akışı olmaktadır.
Bu nedenle akan enerjinin verdiği hareket etme isteğinden dolayı durduğumuz yerde duramayız.
Bedenimiz, ellerimiz, ayaklarımız, gözlerimiz, tüm uzuvlarımız hatta ağzımız bile sürekli hareket etmek ister.
Çünkü hızlı çalışan çakraların ürettiği enerji bir şekilde dışarı çıkmak ister.
Bu da bazen olduğu yerde bacağını sallayarak, bulunduğu yerde volta atarak, bir şeyleri yumruklayarak ya da sürekli bağırıp çağırarak kendini gösterir.
Belki kişi bağırmak ya da bir şeylere zarar vermek istemez ama beden enerjinin yükünü daha fazla taşıyamadığı için bu enerjiyi boşaltmak ister.
Diğer taraftan hayata küsmüş, kırgın, üzgün ya da umutsuzluk içindeki insanlarda enerji yeteri kadar sağlanamadığı için kişi bu seferde sürekli bir yorgunluk ve kırgınlık hali hisseder.
Normal yaşamsal faaliyetlerini yapmak için bile olsa canı hiçbir şey yapmak istemez. Sürekli uyumak, yatmak ve uzanmak ister. Yemeden içmeden bile kesilebilir.
İşte Allah’ın Hayy ve Muhyi esmalarına bakan bu enerji bloke olduğu zaman kişilerin yaşam enerjileri tükenir.
İnsan vücudu en genel işlevi ile bir transformatör olarak çalışmaktadır.
Ve bu enerji bizim yaşamsal döngülerimizin sağlanması için çok önemlidir.
Vücudumuz bir transformatördür dedik çünkü farklı frekanslara sahip hava, su, güneş ışını, yiyecek, su gibi maddesel; duygu, düşünce gibi süptil (soyut) kaynakları değişime uğratarak ihtiyacımız olan yaşam enerjisine dönüştüren enerji merkezlerimizi çakra diye tanımlamaktayız.

Çakralar ise, ihtiyacımız olan yaşam enerjisinin üretilmesinde, bizi kuşatan enerji okyanusu ile düzgün bir biçimde iletişimde kalmamızı sağlayan birinci derece etmendirler.
Vücuttaki hormon üretimini sağlayan endokrin bezlerini de yönetmekte olan çakralar, ait oldukları bölgedeki organların görevlerini tam ve sağlıklı yürütmelerinden sorumludurlar.
Vücudumuzdaki daha fizik bedene intikal etmeden önce enerji bedenlerinde ortaya çıkan bu negatif enerjiler önce aurayı zayıflatmakta, delmekte, yırtmakta daha sonrada vücudun enerji kapıları olarak adlandırdığımız merkezleri (çakraları) tıkayarak enerjinin düzgün dolaşımına engellemektedir.
Çakraların blokajlanması yada düzensiz çalışması sonucu kontrol ettikleri bölgelerdeki endokrin bezleri çalışmalarını yavaşlatmakta yada tamamen durdurmaktadırlar.
Devamında da sistemin balansı bozulmakta denge kaybı süreci yaşanmaktadır. Bu süreci sağlığın bozulması takip etmekte, bölgede oluşan negatif enerjiler daha sonra o bölgede fiziksel, yada ruhsal sağlık problemleri olarak ortaya çıkmaktadır.
Yorumlar